Üniversitemizde "Lisesiz Günlerden Üniversiteli Hayata: Çorum’da Eğitim" Paneli Düzenlendi

25 Kasım 16

Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla, HİTÜ MYO Ethem Erkoç Konferans Salonunda “Lisesiz Günlerden Üniversiteli Hayata: Çorum’da Eğitim” konulu bir panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan yaptığı panelde, Çorum’un kültür değerleri Eğitimci-Yazar Abdulkadir Ozulu, Eğitimci-Yazar Ethem Erkoç ve Eğitimci-Sanatçı Hasan Tuluk konuşmacı olarak yer aldılar.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan panel, konuşmacıların özgeçmişlerinin okunmasıyla devam etti. Ardından, Üniversitemiz Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Doç. Dr. Meral Demiryürek ile Fen-Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Emre Güler, panelin açış konuşmalarını yaptılar. Doç. Dr. Demiryürek, konuşmasında, günün anlam ve önemine uygun olarak bu paneli gerçekleştirdiklerini; panelde yer alan konuşmacıların Çorum'un kültür değerleri olmaları sebebiyle, bu panelin aslında bir panel olmanın çok daha ötesine geçtiğini ifade etti. Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Reha Metin Alkan'ın "kent ve üniversite bütünleşmesi" ilkesini de hatırlatan Doç. Dr. Demiryürek, bugün, Üniversitenin kentin tüm bileşenleriyle iç içe olduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Demiryürek'in ardından sözlerine başlayan Prof. Dr. Güler ise, bu anlamlı günde Fakültemizin böyle bir etkinlik düzenlemesinin haklı gururunu yaşadıklarını belirtti ve "eğitimin insanda istemli davranış değişikliği meydana getirdiği" olgusundan hareketle, davranış değişikliklerinin, özellikle dürüstlüğümüz, ilkelerimiz ve vatanseverliğimiz üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Bu yolda olmaktan vazgeçmeyeceklerini de belirten Prof. Dr. Güler, tüm eğitim camiasının öğretmenler gününü kutlayarak sözlerini sonlandırdı.

Açış konuşmalarının ardından, etkileyici bir müzik ve fotoğraflar eşliğinde Çorum'un geçmişteki eğitim hayatını yansıtan bir sunum izleyicilerle paylaşıldı. Sunumun hemen ardından konuşmalara geçildi. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Çorum Belediyesi Başkan Yardımcısı Turhan Candan, sözlerine, bu panelin, Çorum'un eğitim-öğretim hayatında derin izler bırakmış öğretmenleri bir araya getirdiğini, bu yönüyle son derece önemli olduğunu ifade ederek başladı ve ardından öğretmenler gününün öneminden bahsederek, Ceyhun Atıf Kansu'nun "Dünyanın Bütün Çiçekleri" başlıklı şiirini okudu. Candan, şiirin ardından sözü Ethem Erkoç'a bıraktı.

Panelin ilk konuşmacısı Eğitimci-Yazar Ethem Erkoç, Çorum'da dünden bugüne din eğitimi konusunu ele aldı. İlk din eğitiminin okul sistemiyle değil, camilerde ders halkaları oluşturulması suretiyle verildiğini aktaran Erkoç, Evliya Çelebi'ye göndermede bulunarak, XVII. yüzyılda Çorum'da yedi medrese, on bir sübyan okulu ve üç tekke bulunduğunu, tekkelerin ise halk eğitimi açısından hayli önemli olduğunu aktardı. Bu öğretim kurumlarının işlevlerine dikkat çeken Erkoç, medreselerde ders sisteminin mevcut olduğunu, bunun bir silsile halinde devam ettiğini ve bunların yatılı okullar niteliği taşıdığını belirtti. Konuşmasına, başka kaynakları da göz önünde bulundurmak suretiyle Çorum'daki dini eğitimin tarihini aktararak devam eden Erkoç, medreselerdeki başarılı hocalardan ve onların hayatlarından bahsetti. Çorum'da, 1953 yılında İmam Hatip Okulunun "bir müdür bir mühür" esasına göre çok zor şartlar altında açıldığına da değinen Erkoç, buradaki eğitim-öğretim faaliyetlerinin farklı seviyelerdeki okullardan gelen öğretmenler, hatta farklı meslek grubundan gelen kişiler vasıtasıyla sürdürüldüğünün altını çizdi. Erkoç ayrıca, selamlaşma adabı ve şapka giyme zorunluluğu gibi hususlara değindi, günümüzde bu tür konulara özen gösterilmediğinden dem vurdu. Konuşmasını, anılarını dinleyicilere aktararak ve bir öğretmenin sahip olması gereken özelliklerden bahsederek tamamlayan Erkoç'un ardından, Eğitimci-Sanatçı Hasan Tuluk ikinci konuşmacı olarak sözlerine başladı.

Panelin ikinci konuşmacısı Tuluk, konuşmasında okul seçiminde ailenin önemi, şehrin imkânları ve toplumun sanata bakışı gibi hususlara değindi. Ailenin sosyal yapısının, aile bağlarının, akrabalarla ve komşularla olan ilişkilerin okul seçiminde hayli önemli olduğunu belirten Tuluk, 70'li yıllardan önce Çorum'un doğal güzelliklerinin olmasına rağmen, şehirde pek çok ailenin yokluk içinde gecekondularda yaşadığını, insanların günübirlik işlerle geçimini sağladığını hatırlattı. Ancak bu yokluğa rağmen, toplumun birbiriyle yardımlaşma, iyi geçinme gibi hususlarda günümüze kıyasla çok daha iyi seviyede olduğunu, sevinilecek bir durum olduğunda herkesin sevindiği, acılı günlerde ise insanların bir arada kenetlendiğini dinleyicilere aktardı. Bu yıllarda, insanların, çocuklarını yazın bir işle ilgilenmek üzere, ayrıca kötü alışkanlıklara başlamalarını engellemek amacıyla başkalarının yanına gönderdiklerini ve belli başlı işlerde çalıştırdıklarını ifade etti ve kendisinin de ayakkabı boyacılığı, simit satıcılığı vb. işlerde bulunduğunu söyledi. Maddî imkânı iyi olan insanların ise çocuklarını sanat okullarında okuttuğunu aktaran Tuluk, o dönemlerde ailelerin sanata çok önem verdiklerini, hem kız hem de erkek çocuklarının bu okullarda eğitim aldığını belirtti, kendisinin de bir sanat okulu geçmişi olduğundan bahsetti. Konuşmasına sanat okulundaki anılarını aktararak devam eden Tuluk, sözlerini sanatla iç içe olmanın önemini vurgulayarak tamamladı.

Panelin son konuşmacısı Eğitimci-Yazar Abdulkadir Ozulu, sözlerine soy isminin hikâyesini anlatarak başladı ve ardından, Osmanlı'nın son günlerinde ve Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki eğitim sisteminden, ayrıca ilgili hususlardan bahsetti. Bu dönemde mevcut 3316 ilkokul öğretmeninin yarısının öğretmen okulundan mezun olmadığını, sadece 13 öğretmen okulunun bulunduğunu aktaran Ozulu, o dönemlerde köylerde hiçbir şekilde okul olmadığının altını çizdi. 6 Mayıs'ta toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Hükümet Programının okunuşunda maarif sistemiyle ilgili bilgiler aktarıldığını, ilk maarif vekili, diğer bir ifadeyle milli eğitim bakanı olan Dr. Rıza Nur'un bu hususta eğitimi millî ve dinî bir programa koymak, yaşam savaşında çocukları başarılı kılacak, kendine güvenen bireyler olarak yetiştirecek, onlarda üretici bir düşünce ve bilinç uyandıracak hale getirmek gibi hedeflerle yeniden yapılandırmak gerektiği görüşlerini aktardı. Aradan geçen yıllardan sonra 40 bin köy okulunun kurulduğunu ve bu okullar için en az 40 bin öğretmene ihtiyaç duyulduğunu belirten Ozulu, bu ihtiyaç üzerine iki ve üç yıllık öğretmen okullarının açıldığına temas etti. Ozulu, zor şartlara rağmen ülkede adeta bir eğitim seferberliği başlatıldığını söyledi ve konuşmasına öğretmenlik hayatına dair anılarını aktararak devam etti. Kastamonu ve Çorum'a dair hatıralarını dinleyicilerle paylaşan Ozulu, öğretmenliğin her şeyden önce bir "sevgi mesleği" olduğunu; karşılıksız, bir şey beklemeden öğretmenliği sevmek gerektiğini, ayrıca öğretmenliğin yine bir bilgi, sabır ve devam mesleği olarak da adlandırılabileceğini hatırlatarak sözlerini sonlandırdı.

Panelin bitiminde, konuşmacıların sahneye davet edilen eski öğrencileri, öğretmenleriyle ilgili anılarını anlattı. Yaşanan duygu dolu anların ardından panel, konuşmacılara katılım belgesi takdimiyle sona erdi.

T.C. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü
Kuzey Kampüsü Çevre Yolu Bulvarı 19030 Çorum