Üniversitemiz Öğretim Üyesi ÇRT’de Romatizma Konusunu Anlattı

26 Haziran 14
Üniversitemiz Öğretim Üyesi ÇRT’de Romatizma Konusunu Anlattı

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Karaaslan, ÇRT’de Ayhan Aykanat’ın sunmuş olduğu Günün İçinden programına konuk oldu.

Prof. Dr. Karaaslan, romatizma ne demektir? Kaç çeşit romatizma vardır? Romatizmanın belirtileri nelerdir? Romatizma neden olur? Genetik ne kadar önemlidir? Tedavisi olmadığı doğru mudur? Son yıllarda romatizma tedavisinde ne gibi gelişmeler oldu? konuları hakkında bilgiler verdi.

Ortalama yaşam süresinin uzaması ve şişmanlığın yaygınlaşması nedeni ile özellikle orta ve ileri yaştaki kadınlar arasında çok sık görülen osteoartrit, yani kireçlenme tipi romatizmadan korunmak için kilo alınmaması, eklemleri zorlayıcı, aşırı yük bindirici aktivitelerden sakınılması ve vücudun yeterli miktarda D vitamini yapabilmesi için güneşten istifade edilmesinin yararlı olabileceğini belirten Prof. Dr. Yaşar Karaaslan, kireçlenme için genellikle reçetesiz olarak kullanılan glukozamin ve kondroitin içeren ilaçların etkisiz olduğunu, bu preperatların kireçlenmeli hastalarda ne ağrıyı azalttığını, ne de kireçlenmenin ilerlemesini yavaşlattığını vurgulayarak kireçlenmeli hastalarda tedavide kilo vermenin, sıcak uygulamanın, egzersizin ve ağrı kesici, iltihap giderici ilaçların yararlı olabileceğini, ileri evrede istirahatte bile ağrısı olan, geceleri ağrıdan uyuyamayan ve günlük işlerini bile yapmakta zorluk çeken hastalarda ise protez yapılabileceğini anlattı.    

Prof. Dr. Karaaslan, ayrıca özellikle gençlerde 3 aydan daha uzun süren, sabahları yarım saati geçen tutukluk ile birlikte olan, istirahatle artan, ancak egzersiz, hareket ile azalan bel ve kalça ağrılarının tıp dilinde spondilit denilen omurga romatizmasının belirtisi olabileceğini belirtti. Bu hastaların genellikle spondilit tanısından önce bel fıtığı tanısı aldığını ve hatta bel fıtığı ameliyatı olduğunu, bu hastalıkta doğru tanının genellikle 5-6 yıl, hatta bazen 9-10 yıl geciktiğini söyledi.   

Prof. Dr. Karaaslan, Çorum ve çevresinde sık görülen, ancak genellikle tanısı geciken diğer bir romatizmal hastalığın da Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) veya sık kullanılan diğer adıyla FMF olduğunu belirterek FMF’in genetik bir hastalık olduğunu, tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, eklem şişliği ve bazen de deride kızarıklık atakları ile seyrettiğini ve hastalığın tedavisinde kullanılan kolşisin ilacının düzenli alınmasının çok önemli olduğunu vurguladı.     

Hitit Üniversitesi Rektörlüğü
Kuzey Kampüsü Çevre Yolu Bulvarı 19030 Çorum