Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu tarafından 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferimizin 106. Yıldönümünde “Şehit ve Şahitlerin Dilinden Çanakkale” konulu konferans düzenlendi. Uzaktan Dijital Etkinlikler/Değerler Eğitimi kapsamında çevrimiçi gerçekleşen konferansın Moderatörlüğünü Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Zekeriya IŞIK yönetirken konuşmacı olarak Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Muşmal katıldı.Çok sayıda öğretim elemanı ve öğrencilerin katıldığı konferansın açılış konuşmasında Doç. Dr. Zekeriya IŞIK, şunları kaydetti: “18 Mart Çanakkale Zaferinin seneyi devriyesinde bugün Çanakkale Savaşlarını, Çanakkale ruhunu bilgilenmek, bilinçlenmek ve idrak etmek suretiyle anmaya çalışacağız. Şehit ve gazilerimizi yâd edeceğiz. Bu konuda değerli konuğumuz, Prof. Dr. Hüseyin Muşmal hocamızın değerli bilgilerinden istifade edeceğiz”.Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, sözlerine “18 Mart 1915'te tarihinde Çanakkale Deniz Zaferi'nin kazanıldığı tarih hepimizin malumu Çanakkale Savaşları sadece bu tarihten ibaret değildir. Birçok cephede gerçekleşmiş neredeyse 2 yıllık bir süreci dolduracak bir savaş, Çanakkale deyince akan sular durur, Türk tarihi içerisinde 20. yüzyılda bu kadar büyük bir mücadele olmamıştır. Dünyada belki de ender rastlanacak bir mücadeleye sahne olan Çanakkale savaşı, yeryüzünün gördüğü en büyük savaşlardan birisi olmuştur. Biz 18 Mart 1915 tarihini her yıl Çanakkale Zaferi ve şehitlerimizi anma programı olarak idrak ediyoruz.” Şeklinde başladı.Çanakkale Savaşı'nda çarpışanların yaşlarına bakıldığında bu savaşın dikkat çekiciliğinin bir kat daha artığını ifade eden Prof. Dr. Muşmal, I. Dünya Savaşı sırasında genel seferberlik ilan edildiğinde askerlik çağındaki Harbiye ve Tıbbiyede okuyan öğrencilerin iştirakini istediklerini ancak lise öğrencilerinin gönüllü olarak savaşa katıldığını belirtti. “Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 ile 8-9 Ocak 1916’da tarihleri arasında kara savaşları gerçekleşmiştir. Bu savaşlar en acı ve en fazla kaybımızın olduğu savaşların başladığı dönemdir. Sonunda Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran Çanakkale Zaferi kazanılmıştır. Çanakkale ruhunu anlamak için bu tarihi hadisenin canlı tanıklıklarına bakmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Muşmal konuşmasını şehit düşmeden önce Mehmetçiğin ailelerine yazdığı mektuplardan örnekler vererek sürdürdü: Prof. Dr. Muşmal: "Ey Türklerin Ulu Tanrısı! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halikı! Sen bütün bun¬ları Türklere verdin. Yine Türklerde bırak. Çünkü böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan Türklere mahsustur. Ey benim Yarabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; ism-i celâlini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle ve huzu¬runda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!" diyen Çanakkale şehitlerimizden İbrahim Ethem’in şehadetinden kısa bir süre öncesinde anasına gönderdiği mektubu paylaştı.Muşmal, Çanakkale Arı Burnu'ndaki cephede şehit düşen Yüzbaşı Mehmet Tevfik'in, eşi ve çocuğunu ailesine emanet ettiği ve helallik istediği duygu dolu veda mektubundaki üsluba, teslimiyete dikkat çekti: "Sebebi hayatım, sevgili peder ve valideme... Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan bir İngiliz kurşunu geçti. Hamdolsun kurtuldum, fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere şu satırları yazıyorum. Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih'ciğimi evvela Cenabıhakk'ın sonra sizlerin himayesine emanet ediyorum. Onlar hakkında ne mümkünse onu yapın. Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen gayret edin. Refikama hitaben yazdığım kapalı mektubu lütfen kendi eline verin fakat çok müteessir olacaktır… Ağlayacak, üzülecek tabii, teselli edin. Sevgili peder ve validem... Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurda bulunmuşumdur. Beni affedin, ruhumu şad edin… Oğlunuz Mehmet Tevfik."Ramazan ayının 29. gününde Ahmet Tevfik’in şehitliğine şahit olan abisi İdris Sabih’in kardeşine yazdığı “ O kadar yandı mı bağrın, ey çocuk! Ecelin sunduğu şarabı içtin. Sırayı saygıyı unuttun çabuk, Sebep ne, ağandan ileri geçtin?...Yurduna son damla kanını verdin, Ah cömert kardeşim, sana pek yazık! El fitre verdi, sen canını verdin, Ne acı bir şeker bayramı yaptık.” Şiirini okuduktan sonra sözlerine benzer örneklerle devam etti. Prof. Dr. Muşmal, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk milletinin azim ve kararlılığını, vatan aşkını, bağımsızlık karakterini tüm dünyaya gösteren Çanakkale Zaferi’nin 106. yıl dönümü kutlu olsun. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun, katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi.Doç. Dr. Zekeriya Işık da programın sonuç kısmında doğrudan kaynaklara inerek, olayların bizzat şahitlerin tanıklığıyla açık bir şekilde ortaya konulduğunu belirterek konferansı veren Prof. Dr. Muşmal’a, programa katılan öğretim görevlileri ve öğrencilere teşekkür etti. Soru cevap kısmının ardından, Doç. Dr. Işık “Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyorum. Ruhları şad olsun” diyerek programı sonlandırdı.