Fakültemizde “Hiper-Teknolojik 21. Asırda Yeni Teknolojiler (Yapay Zeka-Dijitalleşme) Din ve Dindarlık” konferansı düzenledi
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda fakültemiz Gençliğe Değer Kulübü’nce düzenlenen programa konuşmacı olarak Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Dağ katıldı.
Ahmet Dağ konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı:
Tüm disiplinlerden beslenerek tüm alanları etkileyecek olan transhümanizm, 21. yılda en çok dini, dindarı ve dinî hayatı etkileyecek. Böylesi etkili bir süreçte başta Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat Fakültelerinin var olan süreci ilmi bir çerçevede alması gerekiyor. Yapay zekâ, Genetik, CRISPR Teknolojisi, Nano-teknoloji, Siber-Teknoloji, Moleküler Biyoloji, Biyoteknoloji vs. alanlarda yapılan çalışmaların neliğini kavrayacak ve etkilerini anlayabilecek uzmanlarını yetiştirmesi gerekir. Sadece Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Tasavvvuf vb. ilimleri bilen ilim adamlarından daha çok hem bu ilimleri hem de yenilikçi bilim ve teknolojileri bilen ilim adamlarına ihtiyaç var. Transhümanizmin getireceği hukuki, ahlaki ve dinî süreçleri ve meselelerin değerlendirilmesi, dine dair oluşturacakları sorunları ve dinin cevapları üzerinde çalışmalar yapılmalıdır. Bu meseleyle ilgili, araştırma merkezleri, lisansüstü programlar ve enstitüler vs. yapı ve kurumlar oluşturarak sürecin anlaşılması, kontrolü ve yönlendirilmesi gerekir.
Dağ, bunlara ilaveten mevcut duruma dair şu tespitlerden bahsetti:
17. yüzyıldan beri (Batı uygarlığı ekseninde) dünyada dinin hâkim olduğu dinî veya manevi çağ/lar yaşanmamaktadır. Bilimsel-teknolojik çerçevede gelişen teknolojinin hakim olduğu bir dünyayı yaşamaktayız. Transhümanizme karşı bir takım heretiklerin, maceraperestlerin veya illümünatist gibi toplulukların gizil yapılanması şeklinde komplocu bir bakış içinde olunmaması gerekir.
Transhümanizm, başta mühendislik ve tıp bilimleri olmak üzere tüm bilimsel ve uygulama alanlarını teşvik edici ve projelendirici bir karaktere sahip olduğu gibi teknolojik vasıtaları kendisi için imkân gören bir harekettir.
Transhümanizm akımını salt olarak “şeytani”, “sapkın”, “fütürist” vs. kavramlarla izah edip yaftalamak yerine bu akımın neliğini, imkanlarını ve zaaflarını kavramak için tüm yönleriyle ele almamız gerekir.
Bilimsel-teknolojik bir çağın ve uygarlığın belirlediği bir düzlemi yaşadığımız halde başta ilahiyat fakülteleri olmak üzere dinî eğitim veren okulların ve kurumların beşeri bilimler veya bilimsel-teknolojik çalışmalara vakıf olmasının yeterlilik bakımından mümkün olduğu söylenemez.
İlahiyat Fakülteleri ve dinî kurumlarda genetik, biyo-teknoloji, moleküler biyoloji, yapay zekâ, teknolojik tekillik bağlamında ilişkili enstitü veya araştırma vb. kurumlar kurulmalıdır. İlahiyat Fakülteleri ve dinî kurumlarda genetik, biyo-teknoloji, moleküler biyoloji, yapay zekâ, teknolojik tekillik bağlamında ilişkili enstitü veya araştırma vb. kurumlar kurulmalıdır.
Başta fıkıh olmak üzere kelam, tefsir, tasavvuf, hadis gibi ilim dallarının bu konuda uzmanlarının yetiştirilmesi gerekir. Cevapları bizde hazır bulunmaktadır şeklinde cevaplar sürecin sorunlarını çözebilecek bir çözüm değildir.