Metalurji ve Malzeme Mühendisliği; doğadaki kaynaklarından ve/veya ikincil hammaddelerden, istenen niteliklere sahip malzemelerin elde edilmesi ve bu malzemelerin şekil ve özelliklerinin değiştirilmesi için gerekli süreçlerin araştırılması, geliştirilmesi ve uygulanması, kullanıma en uygun malzemenin üretilmesi veya seçimi; malzemelerin kullanım sırasındaki davranışlarının incelenmesi ve olumsuz etkilerden korunması faaliyetlerini kapsayan bir bilim ve teknoloji dalıdır.

İnsanlığın metallerle ilk teması eski çağlara dayanmaktadır. İlk defa dövülmüş bakırın kullanılmasının M.Ö. 4500 yıllarına rastlandığı ve ancak bundan 2000 yıl sonra cevherlerden bakırın üretilebildiği sanılmaktadır. Altın, gümüş ve bakırın arkasından demirin kullanıldığı, ancak diğerlerine kıyasla keşfedildiği yerde sır olarak tutulduğu dikkati çekmektedir. Çünkü demir, daha önce bakırlı kalay cevherlerinin birlikte ergitilmesiyle elde edilen bronzdan (tunç) daha serttir ve silah yapımı için üstün özelliğe sahiptir.

Bugünkü dökme demirler değişik yöntemlerle çok önceleri üretilmiş olmalarına rağmen, yüksek karbonlu demir alaşımlarının yapılması ve sonra da bunların karbon oranının azaltılması, yani bugünkü çelik özelliğinin elde edilmesi ancak son iki yüzyılda başarılabilmiştir. Bunda 18. yüzyılın sonlarında odun yerine kömürün kullanılmaya başlanması ve 19. yüzyılın ortalarında Bessemer Prosesi ile ilk defa sıvı ham demirden çelik üretilmesinin payı büyüktür. Daha sonra demir-çelik konusundaki gelişmeler baş döndürücü bir hızla ilerlemiştir.

Metallerin keşfi ve üretimi bakır, tunç (bakır+kalay; bronz), pirinç (bakır+çinko) ve demir sırasına göre olsa da, bu sıra dünyanın her yerinde aynı değildir. Bazı yerlerde demir devrinin başa geçtiği görülür. Bu konuda gerçek olan, bölge halkının söz konusu metallerle ilk temasının tamamen tesadüfi olması ve bölge özelliğine bağlı bulunmasıdır. Civanın keşfi bakır kadar eskilere dayanmakta ve Romalılar bunu altının “Amalgamasyon” tekniği ile kazanılmasında kullanmaktaydılar. Saf çinkonun son yüzyıla kadar keşfedilmemiş olmasına rağmen yine Romalılar tarafından bakır cevherleri ile birlikte karışık olarak izabe edilmesi sonucunda pirinç alaşımı şeklinde kullanıldığı bilinmektedir. Alüminyum üretimi ancak 1886 yılından itibaren, magnezyum ise 20. yüzyılın ortalarından itibaren mümkün hale gelmiştir. II. Dünya Savaşı yılları ise uranyum, berilyum, niyobyum, titanyum ve zirkonyum gibi stratejik metallerin keşfedildiği devirdir. 

 Anadolu’da metal üretimi çok eski tarihlere dayanmaktadır. Bakırın M.Ö. 7000 yıllarında üretildiği (Çin ve Avrupa’da bakırın en eski tarihi M.Ö. 4000) ve mevcut eski cüruf yığınlarından Anadolu’nun bakırın eski dünyaya yayılışının çıkış noktası olarak kabul edilebileceği anlaşılmaktadır. Yine Anadolu’da M.Ö. 3000 yıllarında simli-kurşun cevherlerinden gümüş ve kurşunun ilk olarak Trabzon civarında üretildiği, hatta o tarihlerde üretilen gümüşün bir kısmının Mısır altınları ile değiştirildiği bilinmektedir. Halen işletilmekte olan Ergani bakır yataklarının M.Ö. 2000 yıllarında Asurlular, Küre bakır madeninin Eski Yunanlılar ve Romalılar, Bolkardağı kurşun-gümüş madeninin M.Ö. 2500-3000 yıllarında Hititler tarafından işletildiği de bilinmektedir. Mezopotamyalılar, Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar bakır, altın, demir, kurşun, cıva, gümüş ve kalayı ilk defa kullanan kavimlerdir.     

Kolaylıkla tespit edilmiş bulunan maden yataklarının hemen hemen tamamı büyük bir hızla tüketilmiş ve bugün, özellikle demir dışı metallerin daha zor ve karmaşık yöntemlerle üretilebilme durumu ortaya çıkmıştır. Son yüzyılın ilk çeyreğinde tüketilen metal miktarlarının, tarih boyunca tüketilenden daha fazla olduğu dikkate alındığında, teknolojinin gelişmesi ve talebin artmasının bu konudaki birçok problemin çözümünü teşvik ettiği anlaşılmaktadır. Medeniyet ilerledikçe cevherlerden metallerin üretimi için çok daha karmaşık işlemlere ihtiyaç duyulmuş ve metal cinsine göre değişen çeşitli üretim yöntemleri geliştirilmiştir. Metallerin insanlık tarihinde oynadıkları rol ve istifade imkânları, metaller hakkındaki bilgilenme ile doğrudan ilişkilidir. Bugün bile bir toplumun dünyadaki ekonomik ve endüstriyel yeri kişi başına kullanılan metal miktarıyla belirtilmektedir.

Günlük yaşantıda kullanılan hemen her şey malzemelerden oluşmaktadır. Bu malzemeler ya doğal olarak oluşmakta ya da farklı üretim yöntemleri ile elde edilmektedir. Farklı hammaddeler kullanarak metal, seramik, polimer ve kompozit malzemelerin üretimi, özelliklerinin incelenmesi, geliştirilmesi; tasarımı ve kullanım alanına yönelik olarak seçilmesi, yeni uygulama alanlarının araştırılması, metalurjik süreçlerin çevreye olan etkilerinin iyileştirilmesi gibi konular da metalurji ve malzeme mühendisliğinin ilgi alanına girmektedir.

Birçok mühendislik alanında ve diğer alanlarda üstün özelliklere sahip yeni tasarımların yapılabilmesi ancak yeni malzemelerin geliştirilmesi ile mümkün olabilmektedir. Nanoteknoloji, nükleer teknoloji, yarı iletken teknolojileri, yeni enerji kaynakları (bor, hidrojen vb.), biyomalzemeler ve elektroseramikler gibi birçok alanda son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler bunun bir sonucudur.

Özellikle son yıllarda gerek dünyada gerekse ülkemizde metalurji ve malzeme mühendisliğinin önemi giderek artmıştır ve bunun sonucunda da bu alanda eğitim alan insanlar geçmişe göre daha yüksek oranlarda birçok farklı üretim sektöründe istihdam fırsatı bulmuşlardır. Ülkemizin başta sanayi olmak üzere birçok alandaki gelişimine paralel olarak metalurji ve malzeme mühendisi ihtiyacı da devam edecektir. Bunun gereği olarak, ulusal ve uluslararası düzeyde değişik endüstri ve araştırma kurumlarında üretim, uygulama ve Ar-Ge çalışmalarında başarı ile görev alabilecek metalurji ve malzeme mühendisleri yetiştirilmesi gerekmektedir. Entegre ve entegre olmayan metal üretim tesisleri (demirçelik, alüminyum, bakır vb.), döküm sektörü, seramik sektörü, toprak sanayi, cam sanayi, makine imalat sanayi, metal şekillendirme sektörü, yüzey işlemleri ve kaplama sanayi, savunma sanayi, otomotiv sektörü, uçak ve gemi imalat sanayi, üniversitelerin ilgili bölümleri, kalite kontrol ve denetim şirketleri metalurji ve malzeme mühendislerinin çalışabileceği başlıca alanlardır.

Çorum’daki gelişmiş toprak, makine, döküm ve seramik sanayileri dikkate alınarak kurulan Üniversitemiz Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, ulusal ve uluslararası ihtiyaçlar doğrultusunda mühendis ihtiyacının karşılanması yanında; gerek laboratuvar imkânları gerek akademik danışmanlıklar gerekse de üniversite sanayi işbirlikleri ile Çorum sanayisinin daha da ileri seviyelere gelmesine katkıda bulunacaktır.

Üniversitemiz Mühendislik Fakültesi bünyesinde 2006 yılında kurulan Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, 2012-2013 Eğitim Öğretim yılında 47 öğrenci ile eğitim- öğretime başlamıştır. Bölümümüzde 2 profesör doktor, 3 doçent olmak üzere 5 öğretim üyesi; 2 araştırma görevlisi doktor ve 1 araştırma görevlisi bulunmaktadır.

HIZLI ERİŞİM