Fakültemiz Tarih Bölümü ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün iş birliğiyle 18 Mart 2019 Pazartesi günü Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Kaya'nın moderatörlüğünde, Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bakan ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğr. Gör. Canan Uğurdağ'ın konuşmacı olarak katıldığı "104. Yılında Çanakkale Zaferi" konulu panel düzenlendi.
Panele, Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Emre Güler, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Emre Avcı, Dr. Öğr Üyesi İsa Sarı, Tarih Bölüm başkanı Prof. Dr. Mehmet Demiryürek, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm başkanı Prof. Dr. Meral Demiryürek başta olmak üzere; fakültemiz öğretim üyeleri ve öğrencileri ile çok sayıda dinleyici katıldı.
Tarih Bölümü öğretim üyesi Moderatör Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Kaya, açış konuşmasına Osmanlı Devleti’nin Avrupa içlerinden önce Tuna Nehri’nin gerisine, ardından da Anadolu topraklarına kadar süren geri çekilme sürecinde oluşan “Vatan” kavramının Çanakkale Savaşı’na etkilerine değindikten sonra Çanakkale Savaşı’nın Tarihsel Boyutunu anlatmak üzere sözü Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bakan’a devretti.
Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bakan konuşmasına; “Çanakkale Anadolu’nun, Anadolu ise Türk yurdunun kalbidir. Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden askerlerimiz bu kalbin atmaya devam etmesi için şehit olmuşlardır.” sözleri ile başladı. Devamında ise Çanakkale Savaşı’nı en iyi anlatan ifadelerin Milli Şair Mehmet Akif’in "Çanakkale Şehitlerine" şiirinin dizeleri olduğunu ifade ederek şiirin ilk dizelerini dinleyicilere okudu. Çanakkale Savaşı’nın I. Dünya Savaşı içerisinde bir cephe olduğunu ifade eden Dr. Mustafa Bakan, İngilizler ve Fransızlar liderliğindeki İttifak Devletleri tarafından bu cephenin açılma gerekçesinin “Rusya’ya yardım götürmek ve İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak” olduğunu dile getirdi. Sözlerine, “Çanakkale ile İstanbul Boğazlarının bir ucu Balkanlar ve Kafkasya, diğer ucu Yemen ve Afrika’ya uzanan Osmanlı İmparatorluğu’nun can damarları” olduğunu söyleyerek devam etti. Mustafa Bakan, “yenilmez armada” olarak nitelenen ve o güne kadar dünyanın gördüğü en büyük donanma ile Çanakkale önlerine gelen İttifak Devletleri’nin, yine dünyanın o güne kadarki gördüğü en büyük deniz savaşlarından birisinde, kahraman Türk askerleri tarafından büyük bir hezimete uğratıldığını ve 18 Mart 1915’in günü akşamında “Çanakkale geçilmez!” diyerek geri çekildikleri bilgisini dinleyicilerle paylaştı. Dr. Mustafa Bakan, İttifak Devletleri donanmasında yer alan gemilerin isimlerini, bu isimlerin anlamlarını ve mitolojik hikâyeleri ile göndermelerini dinleyicilerle paylaştı. Söz konusu gemilerden Goliath’ın Osmanlı savaş gemilerinden birisi olan Muavenet Zırhlısı tarafından nasıl batırıldığı anekdotunu paylaşmasının ardından I. Dünya Savaşını sonlandıran ateşkes anlaşması Mondros’un imzalandığı Limana Agememnon Zırhlısı’nın da getirildiği sözlerine ekledi. Bu durumun hem Çanakkale Savaşı’na hem de ondan binlerce yıl önce yaşanmış olan Truva Savaşı’na bir gönderme olduğunu dile getiren Bakan, Agamemnon’un Truva’yı istila eden kral olduğu sözlerine ekledi. Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bakan, savaşla ilgili olarak bir başka anekdotunda ise Ezineli Yahya Çavuş ve 63 kahraman silah arkadaşının koca bir İngiliz tümenine karşı Morto Koyu’nu cansiperane bir şekilde savunarak şehitlik mertebesine ulaştıklarını anlattıktan sonra konuşmasını sonlandırdı.
Panelin ikinci konuşmacısı olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğr. Gör. Canan Uğurdağ, Çanakkale Savaşı’nın edebi eserlere yansımalarını anlattığı konuşmasına “Çanakkale ve Milli Mücadele’yi en iyi anlatan şairin kuşkusuz Mehmet Akif Ersoy olduğu"nu ifade ederek başladı. Konuşmasına, 1937 yılında Mehmet Akif Ersoy’un Mısır’dan dönüşünde yapılan bir mülakatta kendisine “İstiklal Mücadelesini anlatır mısınız?” diye sorulması üzerine Mehmet Akif’in son derece duygulandığını ve “Hiç hatırlatmayın, hele Bursa’nın düştüğü günü hiç hatırlatmayın. Topumuz tüfeğimiz yoktu. Sadece mücadele azmimizi arttıran iman gücümüz vardı.” şeklinde cevap verdiğini dinleyicilerle paylaşarak devam etti. Mehmet Akif Ersoy’un "Çanakkale Şehitlerine" şiirinin bile tek başına büyük bir şaheser olduğunu ifade eden Uğurdağ, Çanakkale ile ilgili ilk şiirlerin ne zaman ve nerelerde yayımlandığından kısaca söz etti. Bunlardan 1 Nisan 1915 tarihinde Türk Yurdu dergisinde yayımlanan “Çanakkale Güllelenirken” ve kısa bir süre sonra Donanma Mecmuası’nda yayımlanan "Kal’a-yı Sultaniye" adlı şiirlerin edebiyat tarihimiz açısından son derece önemli olduklarını belirtti. Sırasıyla Çanakkale Savaşları üzerine kaleme alınan roman, tiyatro, hikâye ve şiir türündeki eserler ile bunların yazarları hakkında kısa bilgiler paylaşan Uğurdağ, 1989 yılında Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Ve Çanakkale” romanını yayımlamasının ardından edebiyatımızda yalnızca Çanakkale Savaşını anlatan çok sayıda roman ve hikâyenin kaleme alındığını belirtti. Uğurdağ, konuşmasını Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehit ve gazilerimize ithaf ettiğini belirttikten sonra sözlerini noktaladı.
Panel, moderatör Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Kaya’nın konuşmacılara teşekkür etmesinin ardından tamamlandı.