Fen Edebiyat Fakültesi’nde 100. Yılında Millî Mücadele Paneli Düzenlendi
Hitit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü tarafından hazırlanan “100. Yılında Millî Mücadele Paneli” 12 Ekim Çarşamba günü, Abdulkadir Ozulu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Panel 26 Ağustos 1922 tarihinde başlayan ve 30 Ağustos 1922’de Yunan ordusunun “Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda” imha edilmesi, Batı Anadolu’nun Yunan işgalinde kurtarılması ve 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanan Mudanya Mütarekesi’nin 100. Yılı olması nedeniyle düzenlendi. Çorum Belediyesi Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Fen- Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici, Dekan Yardımcısı Hüseyin Altundağ ile üniversitenin akademik ve idari personelinin yanı sıra öğrencilerin takip ettiği program yoğun bir katılımla icra edildi.
Konuşmacı ve moderatör Prof. Dr. Mehmet Demiryürek, “Mondros’tan Mudanya’ya: Tam Teslimiyetten Tam Zafere” başlıklı konuşmasıyla bu önemli toplantının aynı zamanda bir anma ve anlama merasimi olarak ciddiyetle ve hassasiyetle icra edilmesinin gerekliliğini işaret etti. Prof. Demiryürek, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması üzerinde durarak bu antlaşmayı ve ardından yapılan 10 Ağustos 1020’de Sevr Antlaşmasını tam mağlubiyet olarak nitelendirdi. Mondros Ateşkes Anlaşmasına dayanarak ülkenin dört bir yanının işgal edilmeye başlamış olmasının ve özellikle İzmir’in işgal edilmesinin “Milli Mücadelenin fitilini ateşlediğini” dile getiren Profesör Demiryürek, Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’nın işgal edilmesinin halkta ve mecliste büyük üzüntü yarattığını ifade etti. Meclis kürsüsüne Bursa işgali sona erene kadar asılı duracak olan “siyah örtü” serildiğini söyleyen Demiryürek, daha büyük matemin ise Sevr Antlaşması'nın imzalanmasıyla ortaya çıktığını dile getirdi. Anlaşma haberinin alındığı günü dönemin basınının “milli matem günü” ilan ettiğini anlattı. Prof. Demiryürek son olarak 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi üzerinde durdu ve bunun Mustafa Kemal Paşa tarafından “Büyük Taarruz’un ilk siyasi meyvesi” şeklinde değerlendirildiğini ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
Paneldeki ikinci konuşmacı Arş. Gör. Hakan Yazar ise “Büyük Taarruz ve Büyük Zafer: 30 Ağustos” başlıklı tebliğinde konuşmasına, 1921 Eylül’ünde sona eren Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra neredeyse bir yılı süren taarruz hazırlıkları ile ordunun sayısının ve niteliğinin artırıldığından söz ederek başladı. Büyük Millet Meclisinin önderliğinde, Türk halkının fedakârlığı ve özverisi ile sürdürülen hazırlıkların tamamlanmasıyla 26 Ağustos 1922’de Afyon’un güneyinden ve Eskişehir bölgesinden baskın bir taarruz ile Yunan cephe hattının yarılarak düşmanın çembere alınıp imha edildiğini belirten Arş. Gör Hakan Yazar, Türk hazırlıklarının son derece sessiz ve gizli yapıldığını dile getirdi. Taarruzdan ve ertesi sabah başlarına geleceklerden haberi olmayan Yunan komutanların 25-26 Ağustos gecesi Afyon’da bir baloda eğlendiklerini söyleyen Hakan Yazar, Büyük taarruzun başarıya ulaşmasında bu gizliliğin önemli yeri olduğunu ifade etti. 30 Ağustos 1922 tarihinde ise Yunan ordusunun asli savaş unsurlarının çembere alınıp imha edildiğini belirten Hakan Yazar, Başkumandanlık Meydan Muharebesinin dönemin en başarılı askeri operasyonlarından birisi olduğunu ve hem Türk hem de Dünya askeri tarihinde önemli bir yeri olduğunu dile getirdi. Hakan Yazar ayrıca haritalar ve belgeler ışığında, söz konusu harekâtın askeri anlam ve derinliği analiz ederken savaşın döneminde ve dönemler üstü konumundaki yeri tasvir etti. Türk ordusunun 30 Ağustos’u takip eden günlerde kaçan Yunan askerini hızlı bir şekilde takip ederek düşman ordusuna yeniden toparlanma şansı tanımadığını söyleyen Hakan Yazar, Büyük Taarruz ile tüm Batı Anadolu bölgesinin kısa sürede işgalden kurtarıldığını belirterek konuşmasını tamamladı.
Son olarak söz alan konuşmacı Arş. Gör. Dr. Fatma Akın ise “Mudanya’dan Lozan’a Giden Süreç” adlı konuşmasıyla, kronolojik akışı tamamlayarak, dinleyiciler için dönem hakkındaki mihenk taşlarından birini daha birincil belge ve görsellerle tasvir ve analiz etti. Bu anlamda askeri safhanın bitirildiği ateşkes antlaşması olan Mudanya Ateşkes Antlaşmasının TBMM ve Türk milleti açısından önemi üzerinde durdu. Mondros ve Sevr Antlaşmalarını ortadan kaldıran bir adım olan Mudanya ile üç yıldır devam eden savaş sona ermiş, Batı Anadolu’dan Yunan askeri temizlenmiş, Doğu Trakya savaş yapılmadan Türk tarafına teslim edilmiştir. Tüm bunların yanında barış antlaşması için kapılar aralanmıştır ki çok geçmeden Lozan Barış Antlaşması için girişimlerde bulunulmuştur. Konuşmacı, 23 Kasım 1923’te başlayan Lozan Barış Antlaşması ile ilgili de kısa ve öz bilgiler vermiştir. Lozan’a İngiltere ve Yunanistan’ın sanki savaşı kazanmış gibi galip tavırları karşısında başarılı bir şekilde görüşmeleri sürdüren İsmet Paşa ve heyetinin çalışmalarından bahsedilmiştir. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Konferansının sonuçları ele alınarak Türk milleti açısından önemine değinilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını kazanmasında Lozan’ın rolüne değinerek konuşmasını sonlandırmıştır.
Millî Mücadele’nin 100. yılı sebebiyle gerçekleştirilen bu özel etkinliği Prof. Dr. Mehmet Demiryürek, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve şükranla anarak kapattı.
Medya mensuplarınca da yerinde takip edilen etkinlik hakkında yerel ve ulusal olmak üzere İHA, Yayla Haber, Çorum Time ve Beyaz Gazete gibi yayın organlarınca haberler yapılmıştır.