Erasmus+ ile İtalya tecrübe paylaşımı (Murat GÜNER)
Spoleto’da Kültürel Mirasın İzinde:
CHERISH International Youth Camp Deneyimim
1. Spoleto’da Başlayan Deneyim
13–19 Ekim 2025 tarihleri arasında, Hitit Üniversitesi Erasmus Ofisi aracılığıyla İtalya’nın Spoleto şehrinde düzenlenen CHERISH International Youth Camp in Cultural Heritage etkinliğine katıldım. Erasmus+ kapsamında gerçekleşen bu program; kültürel mirasın korunması, afet sonrası restorasyon, dayanıklılık ve gençlik katılımı konularına odaklanıyordu.
Konakladığımız Association Rocca Albornoziana, Spoleto’nun tarihi atmosferini yakından hissetmemizi sağlayan özel bir ortama sahipti. Burada farklı milletlerden katılımcılarla kısa sürede sıcak ve samimi bir kamp ortamı oluştu. Benim için bu deneyim yalnızca yeni bir ülke görmek değil; kültürel mirasın toplumların hafızası, kimliği ve geleceği için ne kadar önemli olduğunu yerinde anlamak ve farklı milletlerden katılımcılarla yeni arkadaşlıklar kurmak anlamına geldi.
2. Kültürel Mirası Yerinde Keşfetmek Programın en güzel bölümlerinden biri, Spoleto’nun kültürel miras alanlarını yerinde görme fırsatı bulmamızdı. Rehberli gezi sırasında Rocca Albornoziana, Duomo ve Teatro Romano gibi şehrin önemli tarihi yapılarını yakından tanıdık. Bu yapıları sadece fotoğraflardan ya da kitaplardan görmek yerine, bulundukları şehir dokusu içinde deneyimlemek benim için çok daha etkileyiciydi. Spoleto sokaklarında yürürken kültürel mirasın yalnızca geçmişten kalan yapılar olmadığını, aynı zamanda bir toplumun hafızasını ve kimliğini taşıdığını daha iyi anladım. Her yapı, bulunduğu şehrin tarihinden ve yaşam biçiminden izler taşıyordu. Bu gezi sayesinde kültürel miras kavramına daha bilinçli bakmaya başladım.
3. Afet Sonrası Restorasyon ve Dayanıklılık Kampın benim için en öğretici bölümlerinden biri, afet sonrası kültürel mirasın nasıl korunduğunu ve restore edildiğini öğrenmekti. Santo Chiodo Laboratory ve Coo.BE.C Restoration Laboratory ziyaretlerinde, zarar gören eserlerin ve tarihi yapıların korunmasının ne kadar dikkat, uzmanlık ve planlama gerektirdiğini yakından görme fırsatı bulduk. Laboratuvar alanlarında fotoğraf çekimine izin verilmediği için bu süreci görsellerle detaylı şekilde aktaramasam da, orada edindiğim bilgiler kültürel mirasa bakış açımı önemli ölçüde değiştirdi.
Bu ziyaretlerde restorasyon sürecinin yalnızca eserin görünen kısmını onarmaktan ibaret olmadığını gördük. Uzmanlar; hasar tespiti, yüzey temizliği, malzeme analizi, uygun koruma yöntemleri ve eserlerin güvenli şekilde saklanması gibi aşamaların öneminden bahsetti. Özellikle bu süreçlerin bilimsel analiz, sabır ve disiplin gerektirmesi, kültürel mirasın korunmasının ne kadar hassas bir çalışma olduğunu daha iyi anlamamı sağladı. Ayrıca Regional Centre for Civil Protection ziyaretinde afet planlaması, acil durum müdahalesi ve risk yönetimi süreçleri hakkında bilgi aldık. Burada kullanılan izleme sistemleri, test alanları ve simülasyon örnekleri; afet yönetiminin yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale etmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda önceden hazırlık yapmayı ve riskleri doğru analiz etmeyi gerektirdiğini gösterdi. Restorasyon sürecinin yalnızca fiziksel bir onarım olmadığını; aynı zamanda geçmişi, hafızayı ve kültürel kimliği koruma çabası olduğunu fark ettim. Atölye çalışmaları sayesinde kültürel miras alanları için acil müdahale, risk planlaması ve dayanıklılık konularının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.
4. Norcia’da Yeniden İnşa Sürecine Tanıklık Program kapsamında ziyaret ettiğimiz Norcia, benim için kampın en etkileyici duraklarından biri oldu. Depremden etkilenmiş bir şehri ve yeniden inşa sürecindeki yapıları yerinde görmek, kültürel mirasın afetler karşısında ne kadar kırılgan olabileceğini daha somut şekilde anlamamı sağladı. Rehberli gezi sırasında yalnızca hasar gören yapıları değil, aynı zamanda bu yapıların yeniden ayağa kaldırılması için yürütülen uzun, sabırlı ve planlı çalışmaları da gözlemleme fırsatı bulduk.
Türkiye de deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülke olduğu için Norcia’daki bu deneyim benim için ayrı bir anlam taşıdı. Özellikle ülkemizde yaşanan 6 Şubat depremlerinden sonra, afetlerin yalnızca binalara değil; insanların hafızasına, şehirlerin kimliğine ve günlük yaşamına da zarar verdiğini çok daha iyi biliyoruz. Norcia’da gördüklerim, yeniden inşa sürecinin sadece taşları ve yapıları onarmak olmadığını; aynı zamanda geçmişle bağımızı, toplumsal hafızayı ve geleceğe dair umudu korumak anlamına geldiğini düşündürdü. Bu ziyaret bana, kültürel mirasın korunmasının afetlerden sonra toplumlar için ne kadar önemli bir sorumluluk olduğunu daha güçlü şekilde gösterdi.
5. Kültürlerarası Paylaşım ve Gençlik Katılımı Kampın benim için en değerli yanlarından biri, farklı ülkelerden gelen katılımcılarla aynı ortamda bulunmak ve ortak bir amaç etrafında birlikte çalışmaktı. Program boyunca yapılan takım çalışmaları, atölyeler ve tartışmalar sayesinde kültürel miras konusuna yalnızca kendi bakış açımdan değil, farklı gençlerin deneyimleriyle birlikte bakma fırsatı buldum. Bu süreç, hem iletişim becerilerimi geliştirdi hem de farklı kültürleri daha yakından tanımamı sağladı.
Kampa farklı ülkelerden ve farklı eğitim alanlarından gençlerin katılması, tartışmaları daha zengin hâle getirdi. Bu çeşitlilik sayesinde kültürel mirasın yalnızca tek bir ülkenin ya da alanın konusu olmadığını, ortak bir sorumluluk olduğunu daha iyi fark ettim. Özellikle kültürlerarası paylaşım etkinlikleri, kampın en samimi anlarından biriydi. Katılımcıların kendi ülkelerinden gelenekler, yemekler, müzikler veya küçük kültürel detaylar paylaşması aramızdaki bağı güçlendirdi. Bu deneyim bana, gençlerin kültürel mirasın korunması ve toplumların dayanıklılığı konusunda aktif rol alabileceğini gösterdi.
6. Bu Deneyim Bana Ne Kattı?
CHERISH International Youth Camp, benim için yalnızca kısa süreli bir yurtdışı deneyimi değil, kişisel ve kültürel açıdan güçlü bir öğrenme süreci oldu. Spoleto ve Norcia’da geçirdiğim günler, kültürel mirasa daha bilinçli bakmamı sağladı ve afetler karşısında bu mirası korumanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bu program sayesinde farklı ülkelerden katılımcılarla birlikte çalışma, fikir paylaşma ve kendimi uluslararası bir ortamda ifade etme fırsatı buldum. Bu süreç; sosyalleşme, yabancı dil pratiği ve özgüven açısından bana önemli katkılar sağladı. Bu deneyimden sonra kültürel mirasın korunmasının yalnızca uzmanların değil, hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu daha güçlü şekilde düşünüyorum. Bana yeni bilgiler, yeni arkadaşlıklar ve değerli bir farkındalık kazandıran bu kamp, ileride katılacağım projeler için de benim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.